Malumunuz kara delikler yabancı olduğumuz bir konsept değil(her birimiz ufak einsteinlar olduğumuz için) ; bilim insanları da uzun zamandır bu fenomeni inceliyorlar, hatta yakın zamanda uzay teleskopları ile bir fotoğrafını bile yakalayabilecek seviyeye geldik(biz dediysek elin adamı yani). Kara delikler ise temelinde, maddenin ciddi derecede sıkıştırılmış hâle gelmesiyle oluşan yapılar. Kütle çekim kuvvetleri o kadar güçlü ki, bilinen en hızlı olgu olan ışık fotonları bile bu kuvvetten kurtulmayı başaramıyor.
İlk kez fotoğrafı çekilen kara delik, Messier 87 galaksisinin merkezindeki süper kütleli kara delik olan M87’dir
Uzayda bir cisim başka bir cisim tarafından kütle çekim kuvvetine maruz kalıyorsa, çarpışmadan kurtulmasının temeldeki nedeni merkezcil kuvvet ile birlikte bir hızının olmasıdır. Bu sayede gezegenimiz bodoslama güneşe doğru dümdüz çekilmeyip yörünge çizerek etrafında dolaşıyor. Kara deliklerdeki durumu açıklayabilmek için bir örnek verirsek: Bir uzay aracınız olduğunu varsayın, kara deliğe yaklaştıkça yörüngede durabilmek için gittikçe hızlanmanız gerekecektir. Eğer yeterli hızı sağlamazsanız, kara deliğin içerisine çekilirsiniz; bunu bir ağaç yaprağının girdap akıntısına kapılması gibi düşünebilirsiniz. Eğer yaprak yeterince hız kazanırsa girdaptan kurtulacaktır; aksi takdirde girdap merkezine doğru yol alır. İşte her kara deliğin de belirli bir olay ufku bulunuyor; fiziksel olarak belirlenemeyen bu sınır, artık ışığın bile bu alandan kaçamayacağı bir sınır bütünüdür.
Olay ufkuna yaklaştıkça uzay gemimizde başlangıçta neredeyse hiçbir değişiklik fark edemiyoruz. Çevrede görülen fenomenler aynı şekilde görülmeye devam ederken, dışarıdan bizi gözlemleyenler bizde bir gecikme olduğunu fark etmeye başlıyorlar, çünkü bizden yayılan son ışık fotonları artık çok daha yavaşlar. İlerlemeye devam ettiğimizde ise girdap örneğimizdeki kaçamayacağımız noktayı geçmiş bulunuyoruz. Başımıza gelecek ilginç olaylar ise burada başlıyor. Artık olay ufkunun içerisindeyiz.
Heyecanla olay ufkunun içerisine girdik ve çok mutluyuz; ilk kez biz bu deneyimi yaşadığımız için.(Belki kara delik içinde kızıl saçlı zeki bir kız bulma umudumuzda var)Arkamıza baktığımızda yaşananları olduğu gibi görebiliyor olacağız.
Olay ufku dışarıdan bakıldığında herhangi bir ışığın geçişine izin vermezken, başka fotonları merkeze doğru çekmeye devam edecektir; bu sayede bize bilgi akışının gelmesi belirli bir süre boyunca devam edecek.
Önümüzde ise ışığın dahi kurtulamadığı kocaman bir karanlık göreceğiz.
Artık geri dönülemez noktayı geçtiğimiz için hızlanarak kara deliğin merkezine yaklaşıyoruz. Dışarıdan bizi izleyen bir gözlemci, soluklaşarak kara delik ile bütünleşmemize çoktan tanık oldu. Onlar için çoktan ölüsünüz; sevenleriniz arkanızdan ağıtlar yakmaya başladılar. Siz ise, kara deliğin boyutuna da bağlı olarak, muhtemelen merkeze çekilmeye devam ediyorsunuz.
Bu aşamada vücudunuzu ve uzay geminizi birbirine bağlayan kuvvetler hâlâ kara deliğin çekim kuvvetinden yüksekse, bir bütün halinde durmaya devam edeceksiniz. Merkeze olan uzaklık azaldıkça artık kütle çekim kuvveti daha üstün hâle gelmeye başlayacak ve sizi bir şerit haline gelmeye zorlayacaktır.
Bu noktada yaşanan olayın fizik literatüründeki adı
spagettifikasyondur. Kara deliğe yaklaştıkça, vücudunuzun ve uzay geminizin kara deliğe daha yakın olan kısmı, daha uzakta kalan kısmına kıyasla çok daha güçlü bir kütle çekim kuvvetine maruz kalır. Bu fark,
gelgit kuvvetleri olarak adlandırılır.
Gelgit kuvvetleri arttıkça, cismin ön kısmı merkeze doğru daha hızlı çekilirken arka kısmı görece geride kalır. Sonuç olarak cisim, önce uzar, sonra incelir ve nihayetinde adeta bir spagetti gibi uzun, ince bir şerit hâline gelir. Bu süreç yalnızca uzay gemisi için değil, içindeki yolcu için de geçerlidir.
Kara deliğin kütlesi burada belirleyici bir rol oynar. Küçük kütleli kara deliklerde gelgit kuvvetleri olay ufkuna çok yakın bölgelerde bile son derece güçlüdür; bu durumda spagettifikasyon, olay ufkuna ulaşmadan önce gerçekleşir. Süper kütleli kara deliklerde ise olay ufku çok daha geniştir ve gelgit kuvvetleri görece daha zayıftır. Bu nedenle, teorik olarak, bir gözlemci olay ufkunu geçene kadar ciddi bir şey fark etmeyebilir.
Ancak sonuç değişmez. Olay ufkunun içine girildikten sonra, uzay-zamanın geometrisi kaçınılmaz biçimde merkeze, yani tekilliğe, doğru yönelir. Bu aşamadan sonra “kaçış” kavramı fiziksel anlamını yitirir. Tüm yollar, tüm olası gelecekler, kara deliğin merkezinde son bulur.