İnsan Doğası ve Huzur
Sizce medeniyet dediğimiz şey, insanın vahşi doğasını törpüleyen bir gelişme mi, yoksa bizi doğal halimizden koparıp mutsuz eden bir kafes mi? Yani avcı-toplayıcı atalarımız bizden daha mı huzurluydu, yoksa bu modern hayat stresi dediğimiz şey, klimanın ve buzdolabının bedeli mi? Freud Uygarlığın Huzursuzluğu derken haklı mıydı? En önemlisi insan kendi kendine yarattığı kusurlar(vice) ve kendi kendine yarattığı kqrşıt erdemlerle, aslını, bizi bugüne getiren mutlak doğasını baskılıyor ve orjinalliğini kaybediyor olabilir mi? Biraz da insanı gömelim. :P
Cevaplar1
medeniyet, insanın içindeki vahşi hayvanı ortadan kaldırmadı, onu bastırıp kurallara bağladı, yani içgüdülerimizi doğrudan yaşamak yerine takvimlere, hedeflere ve rollere sıkıştırdı. avcı-toplayıcı insan için sorunlar somuttu ve kısa süreliydi. açlık, hayatta kalma, tehlikeler... ve bunlar çözülünce zihin de sakinleşiyordu. çünkü sorunlar bunlardan ibaretti. ama modern insanda tehditler soyut ve durağan değil. başarısız olma korkusu, yetersizlik hissi, başkalarıyla bitmeyen karşılaştırmalar... kaçacak bir yer yok çünkü sorun zihnin içinde. ve fazlasıyla yıpratıcı.🥺 toplumsal düzeni korumak için vahşiliğimizw karşı yeni ahlak kuralları oluşturduk ama zamanla bu idealler rekabet ve gösteri nesnesine dönüştü. artık ahlak bile performans gerektiriyor. başarılıysan ve üstüne bir malikanen varsa en iyisi sensin. insan ne içgüdüsünü özgürce yaşayabiliyor artık ne de onu sağlıklı biçimde çevirebiliyor. ortaya konforlu ama huzursuz, güvende ama tatminsiz, kendi yarattığı sistemde neden sıkıldığını anlamaya çalışan bir varlık çıkıyor. medeniyet her zmaan en iyisiydi ama çok abarttık. ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz kısacası😭
Donanımlı bir cevap, teşekkür ederim; "ortaya konforlu ama huzursuz, güvende ama tatminsiz, kendi yarattığı sistemde neden sıkıldığını anlamaya çalışan bir varlık çıkıyor. medeniyet her zmaan en iyisiydi ama çok abarttık." Bu sistem hakkında ne düşünüyorsun, daha doğrusu ortada şöyle bir problem var; Çeşitsizlik. İnsanlar, sanki tek düze görünmez bir yasa varmış gibi birbirinin aynısı olmaya, kendi benliğinden ve kendi arzu, istek, hayal, hedef ne varsa bunları terk edip farklı bir insanın hayâlini yaşamaya çok meyilli, kendin olduğunda bunu takip etmediğinde de ağır bir şekilde yargılanıyorsun. Konu hakkındaki fikirlerini duymak isterim 👉👈
medeniyet düzen kurabilmek için ortalama insan diye bir model üretiyor. nasıl yaşanacağı, neyin başarı sayılacağı, neyin normal kabul edileceği baştan çiziliyor. örneğin populer kültür sazanları eğitimden kariyere, ilişkilerden aileye kadar insanlar bu görünmez kalıba uydukça onay görüyor, uymadığında ise garipseniyor ya da dışlanıyor, zorbalık göruyor. onay alamayan bireyler ya kendini degıstiriyor ya da hayatına nokta koyuyor. bu yüzden insanlar kendi isteklerini, hayallerini ve hatta karakterlerini törpüleyip başkalarının hayalini yaşamaya daha yatkın hele geliyor. tıpkı benim tıp okumak için zorlanmam gibi. çünkü özgün olmak riskli, benzemek ise güvenli. o kalıba uymazsan eğer yalnız kalacaksın. zamanla bu tekillik bir düzen sağlıyor buna medeniyet deniyor ama bedeli ağır oluyor. insan benliğinden uzaklaşıyor, seçimlerinin gerçekten kendisine mi ait olduğunu sorgulayamaz hale geliyor. sonuçta sistem sorunsuz işliyor gibi görünüyor ama insan, kendisi olmaktan vazgeçtiği için içten içe tatminsiz ve yabancı hissediyor. yalnızlaşıyor ve mükemmelliyetçilik dediğimiz ama aslında sadece kabul görülmeye daha fazla onay almak için uydurduğumuz psikolojik aşağılık kompleksimiz ile yaşıyoruz